Kuru Otlar Üstüne Deneme


            Filmlerden anlamıyorum. Gözün ve kulağın bana anlamlar dikte etmesini kitabın özgür muhayyilesiyle kıyaslayınca oldukça kısır ve zevksiz buluyorum. Nuri Bilge Ceylan’ın hemen hemen her filmini seyrettim ve şüphesiz, NBC sinemanın romana karşı yenilgisini kabullenmiş ve buna rağmen çabalayan, doğalı kurguyla kaynaştırmaya çalışan bir yönetmen. Kış Uykusu’nda edebi cümlelerin usta oyuncuların ağzına oturtulunca sinemanın yüksek sanata nasıl yaklaşabileceğini görmüştük. Kuru Otlar Üstüne’de ise diyaloglar doğallık iddiasının bir üstüne geçti; soğuğu, görüntüyü, sesi ve elbette insanı, anlamsızı anlamlı kılan, güzeli güzel ve çirkini çirkin diye yorumlayan yani güzel ile çirkinin hem nesnesi hem öznesi olan insanı bin bir anlamsızlığın/karmaşanın içinde bir anlam örüntüsüne uydurdu.

            Söz konusu uydurulan örüntü/ahenk bıraktığı boşluklarla, sanatın anlatılan ile değil de anlatılmayanla yapıldığının bilinciyle çoktandır NBC sinemasının formülü. Kıskançlık için “acaba”, hırs için “acaba”, gerilla için “acaba”, taşra için “acaba”, unutulan ve hatırlanan için “acaba”, pedofili için acaba ve hatta bu sefer film için “acaba”… Öyle ki NBC film için yeterince acaba dedirttiğini varsayıp Samet Öğretmene filmin duvarını kırdırıyor ve set içinde dolaştırmaya başlıyor. Hayır, hoşuma gitmedi, haddimi aşmak istemeyerek söylüyorum: Çok ucuz ve narsistçe.  Bütün “acaba”lar toplanınca, filmin bir yüksek sanat gibi bize bırakıldığı hissi uyandırılıyor fakat her şey bir -miş gibi “apaçık” ile birlikte gene dikte ediliyor. Filmde görüntüler ne denli muhteşem olursa olsun o gerçeklik mayası gene tutmamış, film gene güzel fotoğrafların art arda gelişinden ibaret kalmış, sert konular işlemeliyim hırsıyla aslında hiçbir yüksek değeri olmayan felsefi tartışmalar alkış almak için araya serpiştirilmiş, öğretmen ile öğrenci arasında acaba pedofili bir his var mı kuruntusu oldukça çiğ bir formül ile gözümüze sokulmuş ve nihayetinde film, yalnızca bir film olarak seyredilmiş ve geride bırakılmış. Geride bırakılacak sanata sanat dememenin provakatif bir hareket olduğu bilinciyle, formülü fark edilen eseri protesto ederek sanatı seyirci için yapmanın o lezzetsizliğini sezerek filmi sevmedim.

Yorumlar

  1. Ortaya konulan sanat seyirci için değil de sinema sanatı için yapılsaydı daha da başka yerlere gelebilecek miydi?
    Acabalar, nedenler, niçinler filmi izleyen seyircinin aklında dolaştı durdu, bir anlam arayışına büründürdü seyirciyi. Burada NBC'nin yapmak istediği "acaba" hikâyenin geri kalanının seyircinin kendi kafasında kurduğu sorularda bulduğu cevaplara mı bırakmıştı bilemiyoruz. Seyirci bu yargılarla kendi hikâyesini yaratıp, kendine düşen payı kendimi alacaktı bilemiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söz konusu sahte "acabalar" beni rahatsız ediyor.

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar