Günlük # 1 - 25.01.2017
Sokak bizim damarımız, pisliğimiz. Bizden biri, hepimizden.
Karşılaştığım pejmürde adam sokak, gördüğüm güzel kız, fark ettiğim Suriyeli çocuk.
Sokak, bir şehrin anatomisi. Onlarca yüz geçiyor etraftan, Kimisi heyecanlı, kimisi asık.
Kimini tanıyorsun, hayatının başka bir bölümünde karşılaşmışsın. Görmüyor seni, senin izleyen gözlerinde yürüyüp gidiyor; dudaklarında müphem bir hoşnutsuzluk, kollarında garip bir yorgunluk var. Etrafına bakamayacak kadar tiksinmiş belli ki bugün.
Yazar, tanıyabilen sokağı. Ama içine giremeyen. Yazmak, izlemek daha fazla. Yazmak, izlemeye itilmek. Öyle olmasa bile öyle hissediyorsun. Sokaktaki kahkahalara dahil olamıyorsun çünkü. İnsanlar görüyorsun, birbirlerinden başka kimseyi görmeyen. Sen öyle olamıyorsun, yanında biri de olsa, birilerini izliyorsun sokakta.
Sebebi; ne kadar kalabalık da olsan, ruhunda kuytu olman aslında.
Freud tanıyor bizi. Biz temiz varlıklar değiliz. Ellerimiz arkadan bağlı, dişlerimiz bilenmiş.
Hepimiz istiyoruz birazcık vahşet. Sokaktaki herkesin gözünde var bu.
Vahşet, kesip biçmek değil bu çağda. Vahşet, kazanmak.
Kazanmak istiyoruz, kazanırken umursamıyoruz hiçbir şeyi. Karşımıza çıkan engelleri mahvetmek istiyoruz.
Mahvetmekte yaşıyoruz az çok. Mahvetmekte nefes alıyoruz.
Yazar mahvedemeyen değil, en çok mahveden. En çok kaptıran kendini.
Yazdıkça öldürüyor, mumyalayıp harflerle, dolduruyor kağıda.
Orada, onlarla birlikte sonsuza dek kalıyor.
Sokak, yazarın mezarlığı. Öldürecek yüz seçiyor, bütün hatlarıyla geçiyor sonra kağıda.
Korkuyor kendinden yazar, bugün, yarın ve bir gün daha...

Yorumlar
Yorum Gönder