Günlük #3 - 31.03.2017


  Zihin karmaşık, takıntılı olmak benim tercihim. Takıntım; insan ruhuna. Sizi görmek istiyorum, size karışmak, aranızda olmak. Sizinle gülmek istiyorum, sizinle kahkahalar atmak. Kahkaha, bir ağız dolusu, göğsümden kopan. Zihinler şımarık, bazıları gerici. Sizler, karma karışıksınız, sizle durmaya çalışıyorum, beceriksizliğim boğazıma asılı, okyanus altımda; derinler, nasıl cezbediyor bir bilseniz...

  Sizinle duruyorum; gözlerinizi görüyorum, işaretlerinizi. Birbirinize bağırışlarınızda yaşıyorum, küfürlerinizde. Aranızda herhangi gibiyim, aranızda sanki sizdenmiş gibiyim. Böylelikle anlatılacak görmüyorsunuz kendinizi, bırakıyorsunuz akışına, bütün pisliğinizi seriyorsunuz gözler önüne. İnsanım diyorsunuz kulağıma, farkında olmadan.
 Fısıldayın evet, en tahammülsüz yanıma. 


  Beni neden okuyorsunuz? Neden seviyorsunuz kelimelerimi? Kaç kişi girip okuyacak bu yazdıklarımı? Ben, odamda, tek başımayım. Kaçınız görüyor beni? Sizi ne çok seviyorum, ne çok özlüyorum. Duvarlar arasında, sıkışıp kalan bir beyin. Ah benim tatlı sevgililerim; ah benim kendine hakim olamayan insanlarım. Bende kendinizi tanımaya çalışıyorsunuz. Sorular soruyorsunuz bana, yazılar yazıyorsunuz. Ben neyim diyorsunuz, ben nasılım. Ben kimim diyorsunuz sırıtarak. Yakınlaşmaya çalışıyorsunuz, tek amacınız kendinizi tanımak. Ben sizin için kelimeleri olan bir tacirim, siz yaşarken izliyorum, bu yüzden sizin kölenizim. Acımı kullanıyorsunuz. Ben ve bedenimin gözlerinize yansıması. Ne büyük bir aldatmaca. Öfkem, öfkem en gerçeği. Öfkem benim kalkanım. Gözlerimin önündeki gardiyan. Kızarıyor, dur diyor hiddetle. Dur, daha fazla canını yakma içimdekinin. Daha çok gelme üstüne. O sizden gözüküyor ama sizden değil. Siz onu değil, onun gözüktüğü şekli görüyorsunuz.

Siz onu değil, onun sizde kalan parçasını biliyorsunuz.

Benim küçüklerim, beni kendine dost sananlar. En çok sizleri seviyorum. Aklımdaki plandan haberi olmayanlar. Beni arkadaş görenler. Alpaslan, diyenler arkamdan. "Çok iyidir." Ah benim saf meleklerim. Hepinizi kendimle birlikte yakıyorum. Emiyorum ruhunuzu, öğütüyorum kağıda doğru. Tutun, tutun kanatlarımdan yükseltin beni. Ben sizin haininizim.

Sigara bile içmedi hayatında, çok temiz çocuk. Bunu da kullandım. Aptal mıyım dedim, sizden biri olmak için sigara içeceğim? Ben zaten aslında hiç sizden biri olmak istemedim.

Bazıları görür gibi oldu beni, ne çok korktular. Ne saçma zihin dediler, kendine neler yapıyorsun. Güldüm içimden, gülmek ne kelime; gerçek kahkahalar attım o vakit. Gerçek kahkahalar, bunu ben mi yaptım kendime dedim? Bunu ben kendime neden yapayım? Nasıl yapayım? Yolu, yordamı nedir bunun? Özel biri değilim, anlaşılması güç ama önce bunu kabullendim. Sizin birileri olma çabanızı sezdim, bunu kendim için kullandım. Ne çok sevdiniz başkası olmayı. Hadi size bir gerçek daha söyleyeyim, siz hiçbir şeysiniz.

Siz, değişen, akıp giden bir bedensiniz. Zihniniz buna ayak uyduruyor. Siz, bu değişimin çetelesisiniz. Ne çok değişmişsin, değiştin. Değiştin ve sen aynı değilsin. Sen zaten, hiçbir zaman o düşündüğün, düşündükleri kişi olmadın. Daha da değişeceksin, nefret edeceksin kendinden, şimdikinden daha çok. Tiksiniceksin saçından, gözünden, ailenden. Kızacaksın. Oysa asıl sinirin şuna; sen koca bir hiçbir şeysin.

Hiçbir şeyin hikayesini yazmak en büyük yetenek. Nereden öğrendin böyle yazmayı. Öğrenmedim, kendime dürüstüm sadece. Ya da en büyük yalanı kendime söylüyorum. Çelişki değil mi?

İşte insanı ileri iten şey,

Çelişen kelimelerin arasında kaybolmak, nefes almaya çalışmak.

Ciğerinin şişmesi ve inmesi.

Bunla birlikte etrafa bakan boş gözler.

Ve bundan doğan, herkesi katleden o müphem sözler.

Yorumlar

Popüler Yayınlar