"Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck" hakkında
"Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister." İnler gibi devam etti. "Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldı mı, hastalanır."
Nobel ödüllü gerçekçi Steinbeck, Salinas'ta doğmuş. Kitaplarında da bildiği, gördüğü yeri anlatmış bu yüzden. Zira Fareler ve İnsanlar'ın baş karakterleri George ve Lenny'nin yolculuğu da Salinas Nehri'ni takip ediyor.
Kitabın isminin çevirisi Fareler ve İnsanlar olmamalı zannımca. Çünkü Of Mice and Men'in karşılığı ancak "Farelerin ve İnsanların" olabiliyor. Bence Steinbeck bir söz sanatı yaparak, "Farelerin ve insanların hayalleri hiçbir zaman gerçekleşmez." cümlesinin öznesini romanın ismi yapmış.
Aslında en başından Amerikan edebiyatına soğuk durduğumu açıklamam gerekir. Amerika'da aristokrat sınıf olmadığından -bunu küçümsemek için demiyorum- derinlikli edebi dilleri yok. Mecazlar yüklü, katmanlı dil edebiyatın bel kemiği. Ancak Steinbeck bunu güçlü aforizmalar ile kotarmış. Kitap Amerika'da, 1929 ekonomik buhranında çalışan iki işçiyi ve bu iki işçinin proleter sınıftaki hikayesini içimizde tırmandırarak anlatıyor. Roman Halid Ziya'nın Mai ve Siyah'ındaki gibi hayallerle bezenip sonda kendini karanlığa bırakıyor.
Romanın aslında yan hikayeleri yok, tek bir olay örgüsü içinde devam ediyor. Bu yüzden belki "uzun hikaye" demek daha yerinde olur. Fakat bu iki kavramın arasındaki fark hiçbir zaman oturmadığı için açıkçası çok da önemli değil. Kitabın başında, okuyucuya önceki olayları anlatmak için zayıf bir teknik kullanılmış. George, arkadaşı Lenny'ye "Bak sen aptalsın, hatırlamazsın, daha önce böyle böyle oldu..." diyerek uzun uzadıya o ana kadarki yaşadıklarını bir çırpıda anlatıyor. Bana kalırsa akıcılığı bozan bir kısım, ben bu tür tekniklerle okuyucuya olanları anlatmayı sevemiyorum. Ancak romanın devamındaki kurguda tek aksaklık yok. Beni en etkileyen şey şüphesiz, kitabın ortalarında yaşlı adam Candy'nin George'a "Şu köpeği kendim vursaydım keşke, kendi köpeğimin öldürülmesini bir yabancıya bırakmamalıydım." deyişi ve kitabın sonunda George'un Lenny'yi kimse öldürmeden kendisinin öldürmesiydi. Bu bana göre kitaptaki en güzel detay, beni oldukça heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Yazıyı, kitabın özeti niteliğindeki şu cümle ile bitirmek en uygunu olur. Üstüne de söyleyecek bir şey yok tabii. "En başından beri biliyordum. Ta en başından biliyordum bu hayalin gerçek olmayacağını.O kadar anlattırdi ki, ben de belki bir gün hayalimizi gerçekleştiririz diye umut etmeye başladım..."
Aslında en başından Amerikan edebiyatına soğuk durduğumu açıklamam gerekir. Amerika'da aristokrat sınıf olmadığından -bunu küçümsemek için demiyorum- derinlikli edebi dilleri yok. Mecazlar yüklü, katmanlı dil edebiyatın bel kemiği. Ancak Steinbeck bunu güçlü aforizmalar ile kotarmış. Kitap Amerika'da, 1929 ekonomik buhranında çalışan iki işçiyi ve bu iki işçinin proleter sınıftaki hikayesini içimizde tırmandırarak anlatıyor. Roman Halid Ziya'nın Mai ve Siyah'ındaki gibi hayallerle bezenip sonda kendini karanlığa bırakıyor.

Romanın aslında yan hikayeleri yok, tek bir olay örgüsü içinde devam ediyor. Bu yüzden belki "uzun hikaye" demek daha yerinde olur. Fakat bu iki kavramın arasındaki fark hiçbir zaman oturmadığı için açıkçası çok da önemli değil. Kitabın başında, okuyucuya önceki olayları anlatmak için zayıf bir teknik kullanılmış. George, arkadaşı Lenny'ye "Bak sen aptalsın, hatırlamazsın, daha önce böyle böyle oldu..." diyerek uzun uzadıya o ana kadarki yaşadıklarını bir çırpıda anlatıyor. Bana kalırsa akıcılığı bozan bir kısım, ben bu tür tekniklerle okuyucuya olanları anlatmayı sevemiyorum. Ancak romanın devamındaki kurguda tek aksaklık yok. Beni en etkileyen şey şüphesiz, kitabın ortalarında yaşlı adam Candy'nin George'a "Şu köpeği kendim vursaydım keşke, kendi köpeğimin öldürülmesini bir yabancıya bırakmamalıydım." deyişi ve kitabın sonunda George'un Lenny'yi kimse öldürmeden kendisinin öldürmesiydi. Bu bana göre kitaptaki en güzel detay, beni oldukça heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Yazıyı, kitabın özeti niteliğindeki şu cümle ile bitirmek en uygunu olur. Üstüne de söyleyecek bir şey yok tabii. "En başından beri biliyordum. Ta en başından biliyordum bu hayalin gerçek olmayacağını.O kadar anlattırdi ki, ben de belki bir gün hayalimizi gerçekleştiririz diye umut etmeye başladım..."

Yorumlar
Yorum Gönder