Günlük - 24.12.2018
Suratıma bir sinek kondu, sineğin kanatları var. Bu dediklerimin bir dayanağı yok, bir sinek biliyor. Sinek öldü, şimdi bunları belki hiç yaşamadım.
Teklifsiz bir yüze doğru dönüp yüzlerce başarısından birkaçını saydım ki en azından ağız kıvrımında, uyuz bir köpeğin iştahlı yüzüne fırlatılmış kemikmişçesine yaratılabilecek o gülümsemeyi hak edebileyim. Hak etmek istiyorum! Tolstoy bakışını bana doğru devirdi, efendim enkaz bu, boğulacaktım. Evladım, dedi, acele ediyorsun. Gerisini Rusça söyledi, anlamadım.
Tolstoy öldü, şimdi bunları belki hiç yaşamadım.
Sesimi kınına geri soktum, yağmurun altında peyda olan şemsiyeciler inatla suretime saldırıyor. Islanıyorsun beybaba, ıslanıyorum evladım. Çünkü ben Tolstoy’u hiç tanımadım. Elin ayağın titriyor, gel şuraya otur. Beybabaya yer açın, o galiba Tolstoy’u tanıyor, hay maşallah sakala bak beybabadaki, ak mı ak! Bir gürültü ile bana yer açtılar, altıma tabure verip üzerime şemsiye kondurdular. Tolstoy’u tanıdın mı beybaba?
Tolstoy bunu teyit için çok ölü.
Ben bunu teyit için fazla yalancıyım.
Muharebe esnasında karşı cephedeydi,
bir
kurşun sıktım ona
o bana göre çok ölü.
Ben ona göre hiç yaşamadım.
“Çiçeklenmiş tüm ağaçlar.
Kıvrım kıvrım yükselir sis.
Katyuşa kıyıya koşar,
Kıyı sarptır, kıyı sessiz.”
”Ne diyor bu Rus karısı ulan!”
Sinirlenme evladım,
Selamun Aleyküm
ve Aleyküm Selam.
Yorumlar
Yorum Gönder