Günlük | 18.06.2020

Seğirterek
bana doğru koşan köpeği, köpek olmadığına ikna etmeye gayret eden binlercesinden
korumak için aya ğ a ka l k
ı
Bir
sfenks beni tam bu gece gagalarıyla kavrayıp sarsa sarsa, insiyaki bir
hareketle yutmaya gayret ederek hem de, tam bu gece işte bahsettiğim gibi,
benim içki içmezliğimi, benim sarhoş olmazlığımı ve benim duman kokmayışımı
bahane ederek- ki bu bahanenin üstüne de çok düşünmeyerek – kursağından içeri
atsa...
Koro:
Qualis
ab incopto processerit es sibi constet!
Bu leşi kim bıraktı buraya acep diye
sordu avcıbaşı Mehmet Hüseyin. Etraflarına sinmiş pus, ellerinde havalı
tüfekleri. Kuğuran birkaç güvercinin oradaki varlığıyla daha çok ilgilendi
birkaçı, birkaçı da Mehmet Hüseyin gibi cesede bakakaldı. Ceset bir çocuk cesedi,
ceset şimdi leş, leşliğiyle akbabaların helali, böceklerin, kurtların,
çakalların… Cesetliliği düşmüş oldu böylelikle. Ayaklarının altındaki kırç
yemiş bitirmiş de aslında cesedi.
Koro:
Dante
geçmişti buralardan
Hangi
ana onu doğuran
Kurtlar
uluyacak baktılar
Bak
önce bunlar dadandılar
Eteğinin bir ucundan da o tuttu, diğer ucunda
başka, bir diğer uçlarında bambaşka adamlar var. “Allah!” diye bağırdı en gür
seslisi. “La ilahe illallah!” diye cevapladılar. “La galibe illallah!..” Saat yönünde dönüyorlar, “Hu!” dedi. “Hu! Ya Hayyu,
ya Kayyum! Allah! Allah! Allah!..” Yeşillere bürünmüşler, gözleri hem açık hem
kapalı, ne açık ne kapalı. Nefes nefeseler, “Allah”, ortada ak sakallı, “Allah!
Allah! Allah!”
Köpeği
yakaladım ve havaya doğru fırlattım, uçarak gelen sfenks köpeğin ensesine pençesini
geçirdi, epey bir kan çıktı, görmeliydiniz. Köpek ilk anda paramparçaydı zaten,
şimdi üstüm başım kan, ah bu ormanda bir sağ kalsam.
Yorumlar
Yorum Gönder