Bugün Kar Yağdı
Görünüşünü
sevmedi, selam vermedi, yüzüne bakmadı da zaten. Karlı bir gün, sokakların birbirine
sokuluşu tuttu bu yüzden, yol ayrımlarından birbirlerine sarıldılar ve doğan bu
karmaşa yağan karın altında daha bir gözüme çarptı. Sokakların birbirine
sarıldığı yol ayrımları bilirsiniz ki ayrıca kestanecilerin meskenidir,
kendilerine orayı seçmişlerdir ve orada havanın soğukluğundan biterler, orada siyah
bereleri, sakalları ve bazanlar çocukluklarıyla bana selam verirler. Selam,
beni bana anlatandır, birinin selamıyla sokak sahnesinde aktörlüğüm tasdiklenir,
birinin ufak kafa sallaması dahi homo socius’um ulan ben diyesimi getirtir, ah
işte, selamun aleyküm diyorsun ve ben de aleyküm selam diyerek hem din gereğini
yerine getirip hem de aktörlüğümle iftihar ediyorum. Ağzımdan çıkan buhar
kimseyi ısıtmaz ama müsebbibi sözcükler muhabbetin kanıtı değil midir, yüreğimi
ısıtacaktır. Muhabbet, benim bu topluma ait olmuşluğumu göstermez mi? Halbuki o
adamı gördüm, kafasını salladı fakat cevap almadı. Kadın adamın görünüşünü
sevmedi, selam vermedi, yüzüne bakmadı da zaten. Yüzüne bakmayışıyla selam
vermeme hakkına sahip, bu hakkı bile isteye kazandı, bir piyango değil. Adama
doğru sokakların sarılmışlığından gelirken onu görmüş idi, kafasını yere eğdi,
sanki daha önce hiç kafasını kaldırmamışçasına geçti gitti. Adamın onu görüşü
ise -kadın farkında değil ama- daha öncedir. Seyrettim, daha bir dik durdu, boğazını
temizledi, ceketini düzeltti. Planlıydı yani ama olmadı. Bana on beş liralık
versene. Hemen abi. Ben dalıp gitmişim adama, kadının geçip gitmişliği içinde
duruyor adam hala. Buyur, beş lira para üstün. Eyvallah kolay gelsin, amma da
sıcaklar. Ah seyirci, aktörüm ben, sana doğru yürüyorum. Kestanem bile var, ikinci
perdede evimde olacağım. Kara bastıkça çorabım ıslanıyor, buzlanmış yerlere
basmamak da gerek, bir sokaktan bir sokağa, bir sahneden bir sahneye geçiyorum.
Nasılsın Memedali? İyisin ya… İyiyim, iyiyim abi, görmedim kusura bakma.
Öncelikle merhaba dostum.
YanıtlaSilUzun bir süredir yazılarını takip ediyorum. Bu yazın dikkatimi çekti. Genelde diğer yazılarında hep ölüm üzerinde durmuşsun. Bu yazındaki karakterler diğerlerine kıyasla farklı geldi. Kendi yaşantından mı örnek vererek yazdın. Kadın olan karakter oldukça kibirli duruyor. Benden sana bir tavsiye aynı olay benim de başımdan geçmişti, erkek karakter sensen eğer bence olayları tereddütle izlemeyi bırak, kendi gerçeklerinle o kişinin karşısına çık. Selametle :)
Merhaba dostum, dost kelimesini tam anlamıyla kullanıyorum. Bu yazılarımı birisi okuyunca çok memnun oluyorum, bir ortaklık hesap ediyorum ve kalabalıklaşıyorum. Müteşekkirim.
YanıtlaSilEvet, sanırım anlamadan da olsa ölüm üzerinde çok duruyorum. Ölümden kaçma teşebbüsü belki yazı yazmak da.
Tavsiyen, ince düşüncen için çok teşekkür ederim. Bu da ayrı mutlu etti. Normalde böyle şeyleri söylemek hem yazmak hem okumak açısından pek iyi değil sanırım ama bir dostuma sebeplerini açıklamam da icap ediyor. Hayır, oradaki erkek karakter ben değilim, aslında illaki benimdir, illaki yaşamadan yaşamışımdır fakat yazarken kendimi o karakterin yerine koymadığımı da itiraf etmeliyim. Orada onları gözleyen, sokağı sezinleyen kişi gibi hissetmiştim kendimi oysa. Ama bu da çok sığ bir yorum olacak tabii, edebiyat parçalamak için dememeye gayret ederek şunu söylemem en gerçekçisi olacak: Oradaki kız da, oradaki kestaneci de, oradaki yol da, gözlemci de, adam da benim. Hayat uzun, her saniyesinde binlere bölünüp binlerden toparlanıyoruz.
Yazıyla ortaklık kurabilmeniz en çok mutlu edeni. Var olun.
Selamlarım ile...