Karantina Sayıklamaları
Mihraba giren adamların arasında dolaşırken güneşin, rüzgârın ve türkülerin saygıda kusur etmezliğini gördüm, şahit oldum buna. Bir çöl adabıdır bu dedi kılıcı olan adam, çölün, toprağın ve yeşilin ve göğün kendine has bir edebi var. Bizim dervişliğimiz bütün bu tellerin tınısını sezmekmiş, onu sesimize katmakmış, o ses ile konuşmakmış ve yüzümüzün karalığını çamurla atmakmış, kimi zaman geceyle atmakmış bu karalığı, kimi zaman -inanmazsınız- dumanla atmakmış. Ve dumanın, ateşin, külün de kendine has adabı var, Zerdüştlerin güneşe selamlarında sezmek lazımmış bunu. İlgimi cezbetti, meczupluğumu evinin damında güneşe secde eden kara sakallı, kara gözlü Zerdüştle perçinledim. Uzunca baktım, sigaramı yaktım, ellerini göğe kaldırdı, sigaradan nefes verdim, Müslüman namazına pek benzer şekilde secdeye yattı, bir nefes daha çektim. Duman boğazımı gıdıkladı, göğsüme doldu, sesimi titretti ve beni öksürttü. Sigarayı attım, dervişliğimi bildim, güneşi kendime kattım, bana saygıda kusur etmezliğini diledim.
Kesif
sisin içindeyiz, bir kurdun avı olmak istemiyorsak eğer göğün adabına da
uymalıyız. Bir kam davulunun sesinde dövülen şamanı bizim gibi derviş bellemişler,
selamımız olsun. Elimi göğnüme getirdim, başımı eğdim, bana adım attı şaman. Elimi
kavradı, öptü, vakti yormadım, ben de şamanın elini öptüm. Davulunda bir at
ritmi var, göğün saygısını talep ediyor. Edep dervişim dedi sağımdaki Hamdullah
Hamdi, bir çığlık kopardı, korkudan dizimin bağı çözüldü toprağa düştüm. Edep
ya dervişim dedi Mehmet Ağam, daha sert gürledi, şaman kendini paralıyor. Edep
ya dervişim dedi fısıltıyla kılıcı olan, göğnüm acıyor, neler oluyor Mehmet
Ağam diye yakınıyorum. Hani gökbörü dediler, ben toprağa düştüm, dervişliğimiz
göğün saygısına mazhar olmaktan geçecekse eğer bu sınavın nasıl verileceğini
öğrenemedim. Sesim kısıldı, ciğerlerim acıyor, şaman davulundan şekiller
saçıyor göğe, ah birini yakalasam, birini anlasam veyahut da ben de bu lisanla
konuşabilsem gök ile. Ayazın, sisin ve itlerin düşmanlığı beni yer bitirir.
Mehmet Ağam el uzatmasa halim ne olacaktı? Şaman ayinini bitirdi, göğün bir
bildiği vardır dedi Hamdullah Hamdi, kılıcı olan adam elbet göğün bir bildiği
var diye tekrar etti, Mehmet Ağam göğün seni toprakla yoğurmasının bir sebebi
var dervişim dedi, elem bize uzak olsun. Bağırdılar tekrar, ağaçlarda yapraklar
titredi: Edep ya dervişim! Şamana veda ettik.
Birkaç gün bitkin halde yola devam ettim, günde üç istifra ediyorum. Her birinde edep ya dervişim diye gürlüyorlar, göğün saygısını kazanamadın diyorlar. Cebimde sigara bulmaya çalışıyorum, sertçe bakış atıyorlar. Buldum, kibriti çaktım, sigaramı içiyorum, göğün saygısını kazanamadın dervişim diyorlar. Boğazım ve ciğerim acıyor, midem bulanıyor, göğün saygısını kazanamadım. Sigaramla bitiyorum. Küller mihrabıma düşüyor, ben bu yolculuktan çok yoruldum.
Olsun, gene de devam ediyorum.
Çünkü geçen dervişim dediler, sabretmen gerek.

Yorumlar
Yorum Gönder