AŞAĞILIK İNSANOĞLUNA NOTA
Mahkeme
tarihiyle ilgilenmiyorum, hesabımı göreceğim. Aşağılık insanoğlu (ki kendisi
yazımın nesnesidir, bütün nefretimin de, kinimin, kendimi yiyip bitirmelerimin,
kabuslarımın, kabuslarımdan kendimi atışlarımın, uykusuzluğumun, ertesi gün -evet
varla yok arası, sizin içinize karışamayanlı- bir hayalet gibi dolaşmalarımın,
söz isteyişlerimin, ne rezalet- belki parmak kaldırışlarımın, birine nüfuz eder
diye yüzüme tebessüm kondurmalarımın nesnesi.) sana karşı geleceğim. Benim
yüzüme bak, yüzümden kendine sizden tiksinmişlikten mürekkep bir palavra beğen,
örneğin bir günaydınımı, bir bugün çok güzel görünüyorsunu seç, seç kendine kat
ve kendinde, en masum, bütün pisliğinden en arınmış hücrende ondan bir tümör
büyüt. İleri gitmiyor musun? Gitmesem öleceğim, beni sessiz sessiz
öldürmelerinizde (kimi zaman beni rahatlatan) edilgenliğimi takınırsam benden
bir zafer yaratırsınız hem de bana karşı bile kazanılmayan, beni karşınızda bir
komutan bellemediğiniz, yalnızca bütün ganimetlerinizin yanında oraya buraya
atılabilecek ucuz değersiz bir belgeden müteşekkil bir zafer. Örneğin o belgede
benim aşağılık bir insan olduğum bile yazmaz, bunu siz, beni dillendirmeden bir
masada benle ilgili bir hatıra olursa dudağınızın kıvrımında yaratırsınız, en
çok buna alınırım. Benden söz etmeyen, benimle tiksindirici derecede alakalı
bir belge. Siz neyden tiksindiğinizi bile fark etmezsiniz belki ve bu sizin
aptallığınızın benim tarafımdan bir nefrete dönüşmesinin en meşru sebebidir. Bu
meşrutiyet beni, sizin en değersiz-fakat zaman verilirse elbette ki en kudretli
düşmanınız kılacaktır. Uykusuzum beynim ağrıyor, bel ağrısından doğrulamıyorum
nefesim sigara kokuyor. Aşağılık insanoğlu nelere sebep oldun?
Dönüp
dolaşacağın tuttu, bugün bir kürkçü dükkânı hayal ediyorsun, belki sana bütün
derinin bir yerlerde işe yarayacağını hatırlatacak derme çatma, köşesi bucağı
yanık kokan ve içinde gür sakallı bir satıcının olduğu bir dükkân. İnan hayır,
tahminlerinde boşa çıkacaksın, ben en müphem tarihli mahkemeye biletimi aldım,
orada göreceksin. Beni mekanlarınızda boğamayacaksınız – kim boğmak istedi?
İşte bunu cevaplayamam, ki bundan soruyorsun, kuğuran güvercin, yalpalayan
sarhoş, cırtlak sesli büyük memeli Neriman Abla, hepsi, hepsi şahit olsun diye,
benim kafamdan bir düşman yarattığıma şehadet getirsinler diye soruyorsun. Sen
de az değilsin, az mı kahkaha attın – hepsi yalan! Hepsi palavra dostum,
hepsinden, hepsinden kendine bir endüksiyon kurdun, benim başka türlü çabalayacağıma
inanmıyorsun. Sen, içimdeki ve elbette
ki bu durumda senin içindeki muhtekir
kuruntu. Ama sana iki hafta önce karşı geldim, bilmiyorsun değil mi? Elime
kazma aldığımı, gübreyi hiç de iğrenmeden toprağa ittiğimi, oraya bir erguvan
diktiğimi hiç de bilmiyorsun.
Ben bir erguvan diktim, önünde yaklaşık altı sene önce yazdığım öyküden bir mezar fırlar diye; ben sigaramla balkonda otururken tam karşımda bir ev peyda olur ve o sıralar durakta mütemadiyen geç kaldığım liseye gitmek hasebiyle beklediğim dolmuşta ya yaşanan ya da alelade uydurduğum öfkeli bir babanın PİS bakışları eşliğinde yeni doğum yapmış ama piçinin ölüm haberiyle o karşımdaki haneyi nasıl da ama nasıl da rahatlatmış Hayriye Abla, piçini aramak bahanesiyle kendi tırnaklarıyla kazdığı mezar. Ben görevimi yaptım Hayriye Abla, ERGUVANI DİKTİM, bana şimdi en büyük acılarından bir mezar kaz. O her gün işe geç kalan ve sakalı saçı uzatmış, kendinden bir kendi çıkartmak için delik ayakkabısıyla arşınlayan Salim’e inat, hani var olmana karar veren o küstah, o salon adamı, o şımarık hayallerin, o sırnaşık görüntülerin adamı, işte ona inat bana bir mezar kaz. Gözlerinde yaşlar kalmasın, evladının mezarını aklını kaybetti vah vahlar eşliğinde kaz, kaz bana teslim et, insanlık tarihinde verilen en şerefli sipariş budur.
Aşağılık
insanoğlu, seni o işte o mezara kendi ellerimle gömeceğim. Sözümü kesmelerini
atacağım içine, Hayriye’nin piçiyle koyun koyuna yatacaklar; hesap yakındır.
Ama eğer, bu nota kurusıkıysa
SANA
SÖZ, HAYRİYE’NİN PİÇİ OLMAYI KABUL EDECEĞİM
usul
usul ölüp
o
mezara gireceğim.

Yorumlar
Yorum Gönder