Panoptikondaki İlk İş Günüm
Ben sizin müttefikiniz değilim. Bilin
diye söylüyorum, yüzüme bir hevesle bakmayın, benden medet ummayın, üzerime bir
sizdenmişlik sinmesin. Bugün de böyle olacak, görüyorsunuz. Kadın şaşırdı,
oyunu devam ettiriyor, anlamıyorum beyefendi, yanıma gelip selam verip izin istediniz;
oturup saçmalıyorsunuz, güldü. Bugün de böyle olacak hanımefendi, yüzümde
şeytanca bir gülümseme, rahatsız oluyorsun. Türk kahvesi değil bu espresso,
apacı zehir gibi, uyanık olmalıyım, en çok size karşı. Konuşmaya devam ediyorum, hanımefendi bekliyor, bugün yeni bir işe başladım, hayırlı olsun, teşekkür
ederim. Diplomamı aldığımdan beri bugünü bekliyorum hanımefendi, iyi bir takım
elbise aldım önce, pahalı. İyi bir saat taktım, iyi bir parfüm sıktım, görgüsüz
değilim sadece daha öncesinden farklı davranıyorum, hoşuma gidiyor. Bugün evden
çıkarken yarı uykulu halde kızım kapıya koştu, kolay gelsin babacığım dedi; eğilip
mis kokulu saçlarından öptüm, ne masumsun canım benim. Onu sizden koruyorum
hanımefendi, ne münasebet!
Bugün
mesaimin bitmesini hiç istemedim, sürseydi ilelebet.
Kızım
sekiz buçuk yaşındadır, onun ellerinden tutup gezerken bana bir köpek gösterir, ne
tatlı değil mi der, o vakit köpeğin tatlılığını ben de fark ederim, dünya
üzerindeki en tatlı köpek hanımefendi, mecburdum biliyor musunuz? Sarhoş
musunuz, değilim, uyanık olmalıyım, istemiyorsanız kalkayım? Ses çıkartmıyor,
nasıl da merak ediyor, binde bir denk gelir böylesi. Mesleğiniz nedir,
gözetlemektir efendim, kusurlarınızı görürüm, gençliğimde silah ederdim
bunları, şimdi yalnızca görmekle yetiniyorum, hayır bir de bildiriyorum tabii
ki. Siz bizleri tanımıyorsunuz, her yerdeyiz, hiçbir yerde göremiyorsunuz.
Kahkaha attı, deliye bak. Sustum.
Ben
bugün çok dinleyip az konuştum.
Nerede
çalışıyorsunuz? Panoptikonda hanımefendi, orası her yerdir. Gülümsedi, anlamadı
ve anlamak da istemedi. Butik bir kafe, dağınık masaların yarısı boş, kahkaha
atan üniversiteliler, işinden memnun olmayan bir garson, hafif rüzgârlı bir Ankara
akşamı. Siz ne iş yapıyorsunuz, doktorum beyefendi. Bugün çok korktum doktor
hanım, öyle mi, buyurun anlatın. Onları bulamadım önce, sokak sokak
dolaşıyordum, dönüp bakmadığım bir kapı, acaba burası mı diye şüphelenmediğim
bir bina yoktu, işim de bu biliyorsunuz. Bilmiyorum beyefendi, farkındayım
canım lafın gelişi. Sonunda onlar beni buldu, uzun ve dar bir binanın önünde
bir adam yolumu kesti, gelin efendim burası dedi, içi öyle ihtişamlıydı ki
görmeliydiniz. Ben istifa ettim hanımefendi, artık mutlu olmayacağım, artık
sizden değilim, parmağınızda yüzük var ve sürekli telefonunuza bakıyorsunuz,
kocanızı bekliyorsunuz sanırım. Nöbet çıkışı bir kahve içelim, yemek yiyelim
dediniz belki, yorgunsunuz, acı hissediyorsunuz, planlar kuruyorsunuz ve belki
mutlu oluyorsunuz. Kadın bir şey demedi. Ben hissetmiyorum doktor hanım, bugün
çok korkunç şeyler gördüm ve nihayetinde hiçbir şey yapmadım, bu gözlerle kızımın
yüzüne bakamam. Bakacağım ama, geçecek, iyice kurtulacağım, işim bu
hanımefendi, sizden başka olmak. Binanın içinde beni kimse selamlamadı,
geleceğim yerin orası olduğu baştan tayin edilmiş, eninde sonunda oraya
varacakmışım, bundan önce yalnızca insan olmayı birazcık tadayım diye yaşamışım,
bu tat beni size yakın kılacakmış, sizden olmak nasıldır bilecekmişim ve sizi
gözetlerken, ihtiraslarınızı, şehvetinizi, neşenizi ve riyakarlığınızı
duyumsarken böylelikle empati kurabilecekmişim. Daha doğru yorumlayabileceğim
böylece, ne zekice, daha doğru yorumlayıp ileteceğim, bu iletiler terennüm
ediyor gibi dilimden dökülecek, belli konferansların arasına sıkıştıracağım ve
bazı şiirlerin dizelerine gömeceğim. Keşmekeş diyor Bourdieu, hanımefendi,
Bourdieu derken gözünüz parlamadı muhtemelen tanımıyorsunuz; keşmekeşin içinde aslında
belki hiç de var olmayan düzeni göreceğim, onunla ilgili kurallar yazıp güdülmeniz
için elimden geleni yapacağım, biliyor musunuz, başarınca çok mutlu olacağım.
Kocanız gelmeyecek gibi, kadın tekrar güldü, gülmek size yakışıyor hanımefendi.
Kalkalım
artık dedi, Aybüke’nin servisi geldi gelecek.
Yorumlar
Yorum Gönder