Gündelik Hayatın Paçavralaştırıcı Manevraları

 

Kural dediğimiz kısıtlayıcı silahlarımız olmasa bir sıra halinde sokak sokak yürüyemezdik de saçı bin bir kat jöleli köşedeki kişi-insan-homo sapiens elinde birkaç tur attırdığı-dans ettirdiği kelebeğini birine savurmaktan pek de kendini sakınmazdı gibi bir günün ortasında; trafik ışıklarının, video kameraların, mültecinin, küfürlü arabaların, kızgın-öfkeli-eğitimsiz ve bir o kadar da kendi sosyoekonomik durumunun öcüyle pisleşen-kabalaşan-çeteleşen dolmuşçuların, kafası açılmadıkça açılınacak bir dünya olduğunun farkında olmayan parazitlerin ortasında öfkelenmeden, çocuk kalarak yaşamaya gayret etmek nedir? İlk kez elin titreyerek-öfkeyle içtiğin sigarada bozulan heyula, ilk “en büyük rezaletim bu” dediğin an, ilk kavgandaki ilk başta acıtmayan ama bi’ yarım saat sonra etinin çürüyorduluğuyla katmerlenen yediğin yumruk, kıldığın namazlar, açtığın eller, öfkelenmelerin inşa etti bugünü, şimdi bugünün arasında düzen denilen bütün bu karmaşada kendine bir rol arıyorsun. Bir rol, yalanın, bilginin, bilimin, ağlamakların, bir dizi yalanın ortasında pantolon giyip fermuarını çekiyorsun. 65 liraya aldığın parfüm, yüzünde tıraş kesiği, “bu ayki kirayı ne zaman yollarsınız”, soğuk, donuk yüzler, küfürlü ağızlar, kötü Türkçeler, rezil danslar, çarpık kentler, uyanamamaklar… Hepsiyle bugün buradasın kardeşim, inancını kaybettin, bunları yazmadan düşünmezsin, insanlar ne iğrenç, ne bilgisiz, hepsi nasıl da kendi menfaatine çabalıyor. Özlüyorsun sokaklarda oynamayı, taso yarıştırmayı, plastik bakkal topuyla koşuşturmayı. Edebiyata da inancın kalmadı, iyiliğe de, herkes çeteleşti abim, sen tek kaldın. Herkes delirmekte konsensüse vardı, salyaları akıyor, tırnaklarını duvarlara geçiriyorsun, tırman abicim, nefesin tıkansın ki nefes alasın. Hocalarına saygın kalmadı, okula kalmadı, her günün bağırmamakla geçiyor, bir bağırtı bastırıyorsun her gülümsemende. Sen, aşağılık insan, gözün titriyor rezaletin belli olunca, üç saniyeliğine gözlerinin içinden o lağım çukuruna iniyorum da ne büyük bir kepaze olduğunu sayıklıyorum sana gülümsememde. Bunun farkındasın, farkındasın ki bir cümbüş başlatıyorsun bana doğru, gürültüyle susturuyorsun aramızdaki tanışıklığı, bir başka yansıtmak için kendini mesai harcıyorsun. Hayır, bitti, gördüm; ikna olmayacağım. Yalnız gelmedim ama yalnız öleceğim, en şerefli halde kimde menfaatim varsa ona kükreyeceğim. İnşallah beni deli diye çağırırlar. Kural dediğimiz kısıtlayıcı silahlarımız olmasa bir sıra halinde sokak soka

Yorumlar

Popüler Yayınlar