Günlük - 19.08.2022 - Müthiş Mağlubiyetlerin Muzaffer Komutanı
Ustaca
tasarlanmış bir mağlubiyetin, özenle oluşturulmuş bir planın mazlumluk beyan
edilemeyecek bir şekilde dayatılması sonucu, söz konusu tutanakta da
belirtileceği gibi komutan yani belli şeyleri kumanda etmesi için
görevlendirilmiş kişi ki (bu görevlendirme de işin aslı kimse tarafından
yapılmamıştır) müthiş bir mağlubiyete uğratılmıştır. Komutan, hala bir zaferin
eşiğinde olduğu sanrısıyla tetiği şakağına dayamaktan imtina etmektedir ve
apoletlerine toz kondurmayarak bir yaz gecesi elinde sigarasıyla upuzak dağlara
doğru dalmaktadır. Bu dalış belli nefes egzersizlerinin eşliğinde, belli
öksürüklerle bezenmiştir. Ordusu dağıtılmış bu zavallı kişi, hala birilerinin
çıkıp geleceğine olan inancıyla ardı sıra upuzak dağlara bakadursa da işin aslı
ne yollar ne de dağlar ona kutlu bir haber getirmeyecektir. Mesela evet, kuşatma
kalktı ve artık derin derin soluyabilirsin denmeyecektir ona. Ama o, yel değirmenin
karşı savaşan don kişottan bile daha acınası durumda, yapayalnız bir halde, hayali
kılıcıyla birlikte uzakları gözlemektedir. Oysa şimdi hakikatleri konuşmamızın
vakti geldiğine göre tutanağa geçsin efendiler, onun içün planlanmış bütün bu
kuşatma başarıya ulaşmıştır. En güzel hatıralarından sızan şanlı ordu onu en savunmasız
kaldığı günlerinde kıskıvrak yakalamıştır. Morartılarından anlaşılıyor ki
direnmiştir de, evet direnmiştir fakat ordumuzun kesin galibiyetine engel
olamamıştır. Ben hak etmedimlerle, böyle bir kaderim olamazlarla bir öfke patlaması
da yaşamıştır, bunun tutanağa geçmesini bilhassa rica ediyorum. O, bütün
savaşın ardından kapatıldığı hapiste – ki şerefli bir insan olduğundan ona
hapis izlenimi vermemesi için elimizden geleni yaptık – bahsettiğimiz şekilde
hala kurtarıcı beklemektedir. Evet doğru duyuyorsunuz, ona mağlubiyetini haber
vermedik, o hala muzaffer bir edayla, muharebeyi kaybettim ama harp benimdir
diye söylene söylene voltalar atmakta. O aciz direnişini geri püskürtme saymakta
ve beklemekte. Gülmeyin efendiler, mağlubiyet yaşamayacağına kendini bu kadar
inandırmış kişi, toprağa girse de kabullenmeyecektir yenildiğini. Bizler ise,
en rasyonel şehvetlerle kadeh kadeh geleceğimizi tasarlamışlar, ona en azından
bihaberliği borçluyuz. Bu borç, şanlı ordumuz ve şanlı meclisimizin bir
hediyesi olarak da görülebilir ki eğer kibarlık yapmayacaksak iş aslen
böyledir. Hatta görüyorum ki hediye dememe de karşı çıkanlar var, evet
efendiler, köpeğe atılan bir parça kemikten başka bir şey değildir bu. Neticede,
komutan mağluptur ve kendini muzaffer saymaktadır. Hiçbir anlam ifade etmeyecek
acınası hayatı ona yük olmasa da olur, varsın bilmesin ve ona bir delinin
özgürlüğü bahşedelim. Neticede tarih kitapları onu mağlup bizi şerefli
sayacaktır. O, bin bir bahaneye sığınıp nihayetinde bütün gücünü yitirmiştir.
Şerefli olmak ona yetmemiştir. Aslolan budur.
Saygılarımla.
Yorumlar
Yorum Gönder