Hapishanenin Doğuşu - Michel Foucault
“Davullar
susmak bilmiyordu. İnsanın kanını donduruyor, kulaklarını sağır ediyor ve orada
bulunan herkesi uyuşturuyordu. O gün herkes, en büyük emelini gerçekleştirme için
sefere çıkan Büyük Han’ın buyruklarına uymayanların başlarına geleni kendi
gözleriyle görmüştü. Cellatlar ve yasavullar, hareket hâlindeki darağacı ile birlikte,
birliklerin, kafilelerin önünden tören yürüyüşüyle geçiyorlardı. Cesetler
çukurlarına gömülünceye kadar, davulcular gergin öküz gönlerini dövmeye devam
edeceklerdi.” Erdene ve Togulan’ın İdamı - Cengizhan’a
Küsen Bulut, Cengiz Aytmatov.
Aytmatov
yukarıda alıntısını verdiğim idam sahnesini yazarken Hapishanenin Doğuşu’nu
okumuş muydu bilemiyorum. Fakat aradaki benzerlik beni bu alıntıyı incelemeye koymaya
sevk etti. Edebiyat ile sosyolojinin ortak güdüsünü gözler önüne seren bu
anlatım, mahir ellerin nasıl başka alanlardan hakikate ulaşmaya uzandığının hoş
bir örneği.
Foucault’nun Hapishanenin Doğuşu kitabı da
benzer bir idam sahnesiyle; 15. Louis’e başarısız suikast girişiminde bulunan
Damiens’in işkence dolu infazının betimlenmesi ile başlıyor. Damiens herkesin
önünde suçunu itiraf etmeye mahkum edilmişti. Kolları kırıldı, vücudu
parçalandı, göğüsleri kerpetenle çekildi. Bir ayine dönüşen bu işkence-infaz
süresince bir rahip gelip onu kutsadı, günahlarının affı için dua etti.
Damiens’in işkencesinde belli aksaklıklar oldu, vücudunu parçalamak üzere
koşulan atlar yetmedi, yeni at takviyesi yapıldı. Damiens bağırdı, acı çekti
ama küfür etmedi, kayıtlara göre sadece Tanrı’dan af diledi. On dokuzuncu
yüzyılın başında tartışmalar eşliğinde cezayı şatafatlı bir merasim
hüviyetinden yavaş yavaş soyutladılar. Cezanın işkenceci niteliği aşamasından 3
çeyrek yüzyıl sonra Paris Genç Mahkumlar evi için kaleme alınan yönetmelik
cezanın nereye evirildiğini gösteriyordu: Her anı kontrol altında tutulan,
oldukça dakik, mahkûmun nerede ne yapacağı son derece belli bir hapishane
sistemi.
Foucault,
kitaba böyle sert bir hikayeyle başlayarak okuyucu zihninde aydınlanmayla
birlikte cezaların insancıllaştığı fikrini canlandırsa da aslında denklemin bu
denli basit olmadığı vurgulanmaktadır. Artık iktidar, insan hayatını
çevrelemektedir. Foucault, bugünün toplumunda eski gösterişçi iktidarın yerini,
yalnızca hapishaneye değil bütün kurumlara sirayet etmiş bir panaptikonun
aldığını söyler.
Tarih
sürekli yükselişte ve ilerlemede değildir. Hapishane sistemi de bu
ilerlemenin/gelişmenin/yükselmenin neticesinde ortaya çıkmamıştır; toplumsal
mekanizmalar değiştiği için iktidarın varlığını gösterme biçimi de değişmiştir,
egemenin güç sınırları sinsi ve daha boğucu şekilde çizilmiştir. Azap dolu
cezalardan nasıl hapishane sistemine geçildiği de bizatihi bu konunun etrafında
anlatılmaktadır. Artık azapla birlikte, büyük meydanlarda acı çektirerek, bir
gösteri biçiminde, iktidarın kendini tanıtlayarak şölen haline soktuğu
cezaların yerini suçlunun mağdur konuma gelip kitleleri iktidara karşı
örgütleyebilecek simgesel forma sahip olabilme yeteneği hasebiyle daha gözden
ırak, tutsak etme, tecrit etme tekniklerini ihtiva eden cezalar almıştır. Yani
cezalandırmadaki evrim, aydınlanmanın bir neticesinden ziyade egemenin
egemenliğini sağlamlaştırma araçlarından müteşekkildir.
Cezalandırma
şekli artık tamamen değişmiştir, cezalandırma, caydırıcı olmaktan ziyade
suçluyu disiplin etmeye odaklıdır, ıslah etmeye yöneliktir. Askeriyeden okul
sistemine toplumun birçok kurumu hapishane ile benzer tasarlanmıştır.
Cezalandırma sisteminin muhtevasını oluşturan disiplini ve normları inşa eden
ve sürdüren sadece yargıçlar değil ayrıca psikiyatristler, kriminologlar gibi
ikna edici uzmanlardır. Bu uzmanlar “normal”i tayin ederek anomaliyi belirler.
Bireyler
iktidarın çıkarlarınca tek tipleştirmeye mahkumdur, bir panoptikon tarafından
izlenmektedir. Disiplin ve terbiye toplumsal düzenin en önemli iki unsurudur.
İktidar kendini meşrulaştıran itaatkarlar oluşturur. İtaatkar itaat ettiğinin
de farkında değildir ve iktidara meşruluğunu sağlayan budur. Disiplin edilen
birey topluma yeniden döndüğünde de yaftalanmaktan ve gözetimden kurtulamaz.
Suçtan, anomaliden sonra birey asla eski hayatına dönemeyecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder