Yaşandığına Emin Olduğum Görüntüler

1- Sağanağın ayaklarıma öfkelendiği, paçalarıma kin kustuğu vakitler. Üzerimdeki kire dair bir manifesto söyleniyor, ruhuma dair atıp tutulan balolarda en köşelere sinip sinip dişlerimi sıkıyorum. Kadının yanıma yaklaştığını sezip üstüme, başıma, duruşuma yakışır bir hava katmaya gayret ediyorum. Merhabalar. Merhabalar efendim. Bu akşamın sizden bahsedirliğini işittim. Öksürük krizi tutuyor. Sigaraya çıkacağım ben hanımefendi, eşlik etmez miydiniz? Kendimize sohbetin en dolup taşacağı balkonu seçiyoruz ve o ışıltılı avizelerin altından karanlığın kendini gösterir tarafına kendimizi bırakıyoruz.

2- Metrodan çıkarken yürüyen merdivende sağa geçiyorum. Arkadan gelen yok, önümdekiler karanfile çıkmak üzere. Ellerim cebimde ve çiseleyen yağmur çıplak ensemden içeri girecek. Dönülecek yer yok, mezarlık on dakika mesafede. Çabukça yürürken bir köpeğin görünmedik ayağına basıveriyorum. Köpek öfkeyle bana dönüp varlığını gürültüye dönüştürüveriyor. Köpekten özür diler gibi olmuşken kırmızı bereli bir kadın karşımda bitiveriyor. Canisin, adi herif! Hanımefendi sizden de özür dilerim, görmedim. Kadın, elini yumruk yapıp tükürüklü sözlerle omzuma vuruyor. Hanımefn… Hakikaten binlerce kez özür diliyorum. Ne istedin şuncacık candan faşist! Şaşakalıyorum. Bir anda kalabalıklaşıyorlar. Belli belirsiz pankartlar göğe, apaçık seçebildiğim küfürler yüzüme doğru savruluyor. Esnaftan bir abi göremediğim yönlerden bir şamar yapıştırıyor yüzüme. Elimi kendime siper ediyorum. Etim felaket sızlıyor. Ne istedin şuncacık candan diye köpek ölüsünün etrafında birikiyorlar. Köpek ölüsü mü? Köpeğin kanlar sızmış etinden bana bir ceza büyütüyorlar. Allah’ım, linçleneceğim. Taşlar savuruyorlar. Köpeği kim öldürdü?

3- Sakallı, bıyıklı, kasketli on, on beş adam muhtarın naaşını sırtlamış veya sırtlamaya hazır mezarlığa yürürlerken karşılarına dikilmiş bulundum. Dünya durdu senin yüzünden edepsiz! Efendim istemeden oldu. Ayaklarına kapandım. Tekme savurdu. Durdurma dedik. Heyet boşuna mı toplandı, haksız mıyım Yusuf Amca? Karar çıktı, çıkmasaydı neyse diye uğultular dolaştı. Orospu çocuğu dedi bir tanesi. Ne münasebet. Dünyayı durdurdu şerefsizin evladı. Yere devrilmişken bilmeyerek oldu diye yalvardım, oralı olmadılar. Tabancasını çıkardı bir tanesi. Yapma dedi başka birisi. Son görevimizi sükûnetle ihya edelim. Dünya durdu diye feryat etti arkalardan başkası. Durmasaydı yaşayacaktı muhtar. Durdu işte dedi bana tekme savuran. Durdu ama sonranın işi bu. Mevsimler değişmeyecekmiş artık, saatler akmayacakmış, oruçlar sonsuza kadar tutulacak, bebeler büyümeyecek, bez masrafları başını alıp gidecek, imtihan sonucu bekleyenler sonsuza kadar bekleyecek, emekliliğine gün sayanlar primlerini tamamlayamayacak, evde kalanlar evde kalmaya, kocasıyla mutlu olmayanlar sonsuza kadar kahır çekmeye devam edecekmiş. Dünya durdu bundanmış. İstemeden oldu. Muhtar’ın da ben tam yanlışlıkla dünyayı durdurduğum vakit nefes alamadığı tutmuş.  Yazık oldu.

4- Sigaram bitti ve izmariti balkondan salladım. Kadın bana iğreti ile baktı. Haklılarmış dedi, baloda konuşulan her şey ne kadar doğru.
Haklılar dedim. Ondan kuyu bucak saklanmıştım.

 



Yorumlar

Popüler Yayınlar