Günlük - 03.08.2025 - Ateş Manifestosu

Ateş Manifestosu

Bir tilki köpek sidiğinin kokusu sinmiş köşelerden kaça kaça;
boyunu aşan otlardan,
şu yaşlı ağacın gölgesinden,
insan bakışının uğramayacağını sezdiği yerlerden geçe geçe
yolunu bulmaya çalışıyordu.

Yakalandı.

Bu tilki şimdi tam karşımda,
karşısında olmamın bütün tehditkarlığı içinde
kuyruğunu havaya dikmiş
ve bana pavkırmaya hazırlanıyor.

Tüfeğin namlusunu ondan yana çevirmemin manasını bir yerlerden öğrenmiş olacak,
ona doğrultulan ölümü
kıvrak içgüdüsüne zerk edip
hareket edebileceği açılara
merminin potansiyelini kusuyorum.

Dişi mi, erkek mi bilmiyorum.
Bildiğim şey şu:
Onun o güneşte yıkanmış turuncu postundan
elde edebileceğim bir şey yok.
Etini de umursamıyorum bilin.
Varsayalım bana kar getirecek bir şeyi olsun,
onu da pek tınlamayacağım.

Elimde onun ölümü var,
avcumda onun son nefesi var arkadaşım.
Şu tüfeğin ucundaki is kokusunda
onu çürütecek kudret var.
Tetiği yalnız bundan çektim.


Mermi tilkiyi delip geçti,
sağ gözünün altından vurdum tam.
Kurşunun gözünü dağlaması gerekirdi.
Bu koyak tilkinin acısıyla inlemeliydi.
Tilkinin kanı,
kaçışına şahit şekilde
ölüme iz bırakmalıydı.
Toprak kan lekesini zamanla emmeliydi.

Olmadı,
tilki, bütün varlığıyla mermimi yok kıldı.
Üzerindeki hükmüm gözlerinde belli belirsiz bir istihzaya dönüştü.
Hissettim,
mermi tilkiye gelene kadar
barutun varlığına dair bir manifesto söylendi.
Kim tarafından bilmiyorum,
tilkiye yoruyorum bunu.
Manifesto, öyle güçlü bir söylemdi ki
merminin mermiliğine halel getirdi.
Kelime kelime parçaladılar şuncacığı.
Onu belki alelade bir toz kılıp
kudretimi çaldılar.

Yere düştüm.


Tilki korkakça hareketlerin bırakıp
yanıma yaklaştı.
Kitlenmiş vücudumu koklamağa başladı.
Zelil bir tavırla
kanımı vücudumda bir fazlalık olarak düşündü.
Tabiatı arkasına aldı,
sinsi gözlerini burnuma yaklaştırdı.

Tüylerini yüzümde hissettim.
Tüylerin yumuşacık canlılığı
bedenimden gençliği çekti,
yüzüme kırışıklık bahşetti.
Yüzüm toprağa benzeyene kadar emildi.

Tilki dişlemedi yüzümü de
kendini doğanın büyük bir kıskançlığı addedip
insanlığımdan çamura can verdi.
Başımı ve kollarımı şıvgına bastırıp
beni bir hediye olarak paketledi.

Bir hediyeydim artık,
tilkiye ve böceklere,
kurda ve kuşa.

Tilki bana sokuldu,
kaskatı kollarımın arasında nefesini düzenledi,
kıvrılarak bir ateşe dönüştü
ve usulca harlanarak
kucağımda uyudu.

Kendime dair pek çok şeyi aynı böyle, anlamadım.


Yorumlar

Popüler Yayınlar