İptidai Kavganın Haz Verici Nahoşlukları
Ömer
Muhtar’ın yumruğunun değerinden bahis açarsak bilinmesi gereken nice şeyler var.
Şerefli bir yumruk; namuslu, tam yerinde, faşist kırıcı ve evet, zamanın en
kalın duvarlarına gelen sert bir yumruk. Ömer Muhtar’ın sesindeki esrarengiz kavga
sevmeyiş ve yumruğundaki müthiş anlamlar karmaşası, görüntülerdeki nahoş kan
zaferin alameti olarak çöl kumuna düştüğünde yılanların, akreplerin ve
insanların hevesine ne büyük yatırımdır ki bu yatırım çölün kırmızılığına
karışınca mükemmel bir ciddiliğe dönüşür. Bilgelere sorarsak dünyada ciddi bir
kırmızıdan daha korkuncu ve haz vereni yoktur.
Bizlerin
bu çöl savaşında söz dinlerliğimiz, vatan savunurluğumuz, yüzümüzdeki peçeden
ve kılıcımızdaki keskinlikten ve belimizdeki mavzerden öteye, iptidai olmanın
fırtına koparır, faşisti boğar tarafı sahranın sonsuz derinliği ile
birleştiğinde altımızdaki devenin sözü pek bir geçer olur, karalara bürünmüş
ilahiler kavgamızı kutsar, er kişi olmanın manası gece hilalden sakalımıza
yansır. İşte bu sebepledir ki demirin soğuğu ve sıcağı İstanbulca namlanmıştır.
Frenkin ve faşistin ipini hayal etmeden
edilecek her kavga, şehadetin düşlenmediği her döğüş bacak titretip yürek
çarptıracak; altımızdaki kum ile deveye ihanet ettirecektir. Mücadele etmenin müşerref
yanlarıyla bizler; korkuya korkunç olmanın, yaraya ölüm olmanın, çatırtıya nara
olmanın, düşmana kâbus olmanın rüyasıyla şu gördüğünüz hudutsuz, mütemadi yolda
kavgır; Ömer Muhtar’ın çıktığı darağacında güller yeşertiriz (İnşallah).
Kavgamız
sonsuz, kavgamız kutsal
ve kavgamız demevi.
Söyleyin
beyefendiler, bizden söz edildi mi?
Kısa bir yazıda yoğun bir konuyu işleyebilmek büyük maharet. Elinize sağlık. 👏
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim.
SilYazı adeta bir girdap gibi okudukça kayboluyorum içinde, keyifli bir kayboluş bu. Kaleminize sağlık👏🏼
YanıtlaSilTeşekkür ederim, sürekli kaybolmak ve kendimizi bulmak dileğiyle...
Sil